Proje Tasarımı

Mimarlık bazı mekanların yan yana ve üst üste konmasıyla ortaya çıkan bir yapının oluşması süreci değildir. Böyle yapıldığında sonucu önceden belli olmayan, kontrol edilemeyen, bir ürün ortaya çıkar. Bu rastlantısal bir ürünün meydana gelmesidir. Bir otel yatak odalarının, bir okul ise sınıfların yanyana ve üst üste dizilmesiyle oluşmaz. Oluşmamalıdır. Bu “ne çıkarsa kaderine” yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda yapıyı mimar oluşturmuş olmaz. Çünkü kontrol tasarımcının elinde değildir. Projeyi mimar değil, proje mimarı peşinden sürüklemiştir. Oysa mimari tasarımlarda mimar, yapıyı, heykeltraşın mermeri şekillendirdiği gibi, bilinçli olarak yontmalıdır. Mikelanj’ın David’i maket ve çizimlerle önceden gördüğü gibi, mimar da bitmiş yapıyı önceden görebilmelidir. Beyninde göremiyorsa oturup maketini yapmalıdır. Aksi halde yapı kütlesi ve onun cepheleri bilinçsiz bir sürecin sonuç ürünü olur.

Tasarım projelerinde her zaman akıl üstün gelir. Özgün olmak, bir ilk olmak, yaratıcı olmak, “tasarımda başkalarının düşünemediği bir şeyi yakalayabilmek”,gibi özellikler mutlaka düşünmekle ilgilidir. Tasarımcı kağıt ve kalemiyle ve de aklıyla düşünür. Bilgisayarlar, tüm yararlarına rağmen, “eskiz yapmak” olarak bilinen proje üretimindeki düşünme sürecine alternatif olamaz. Düşünmek, tasarımcının elindeki proje konusuyla yaşamını birleştirmesi, onu sürekli olarak aklında tutması, değerlendirmesi ve sorgulamasıyla gerçekleşir. Bu yapılmazsa tasarımcının bir gün “eureca” diye bağırma şansı olmaz.

Tasarım programının içselleştirilmesi, yani bir anlamda tüm ayrıntılarıyla adeta ezbere bilinmesi, tasarım yapılacak çevrenin çok iyi incelenmesi ve eldeki tasarım konusundaki örneklerin taranması, tanınması ve irdelenmesi yaratı sürecinin kaçınılmaz olan ilk basamaklarıdır. Bunların her birinin gereğiyle yerine getirilmesi esastır, (program analizi, çevre analizi ve literatür taraması). Belirtilen bu işler yapılmadan kestirme biçimde proje yaratmaya çalışanlar naif, akıldışı ve hatta saçma çıkış noktalarını kullanmakta ve böylece bazen gülünç durumlara bile düşebilmektedirler. Düşünce tembelliği edenler veya tasarımlarına zaman ayırmayanlar asla Tanrı’nın onlara, bir mucize eseri ilham vereceğini veya vahiy yoluyla çözüm göndereceğini beklememelidir. İlham işini sevmeyenlere veya kerhen yapanlara hiç gelmez.

Tutarlı, yani ayakları yere basan ve ilginç bir proje konsepti yakalamak bir yana, onu yakaladıktan sonra bu düşünceyi bir yapı projesine dönüştürebilmek ve giderek onu arazide uygulamak, yani hayata geçirmek, bambaşka iki konudur. Bunlar ise bilgi, deneyim, yetenek ve tasarımcının daha bir çok vasfının olmasını gerektirir.

25 Yılı devirmiş bilgi ve tecrübe birikimi,uzman yüksek mimar ve iç mimarlar ile alanında profesyonelleşmiş usta kadromuzu harmanladık.K-CONCEPT MİMARLIK şirketini oluşturduk. ''ONLARIN HAYALLERİ;BİZİM GERÇEKLEŞTİRDİKLERİMİZDİR...''